Statü Ne Demek Ekşi?
—
Kayseri’nin Arka Sokaklarında Bir Gece
O akşam Kayseri’nin sokaklarında adımlarım biraz daha hızlıydı, biraz daha düşünceliydim. Havanın soğuduğu bu kış akşamlarında, sabahki yoğun iş temposu hala zihnimdeydi. Herkesin rutininde olduğu gibi ben de iş yerinde, kafelerde, sosyal medyada bir şekilde var olmaya çalışıyordum. O gece, kafede oturup bir kahve içmek, biraz sessiz kalıp kendime dönmek istedim. Ama bir şey vardı içimde. Statü… Evet, statü. Hayatımda bir yerde eksik olan bir şeydi. O eksiklik, bir nevi soğuk bir rüzgar gibi içimi üşütüyordu.
Birkaç arkadaşımın birbirlerine laf attığı, kimin daha çok başarı elde ettiğini ya da daha pahalı arabalara sahip olduğunu konuştukları sohbetlere kulak misafiri oldum. O an, içimde bir yerlerde bir şey kırıldı. “Statü ne demek?” diye sordum kendi kendime. Gerçekten de, bu kadar önemli miydi? Gerçekten bu kadar değerli miydi?
—
Statü Ne Demek? İçimdeki Sorular
İçimdeki sorular durmaksızın devam etti. “Statü” kelimesi, çokça duyduğum ama pek de anlamını çözemediklerimden biriydi. Çoğu insanın hayatında önemli bir yere sahipti. Birçok arkadaşım, kariyerlerinde ilerlemek için statü kazanmaya çalışıyordu. Ama ben, bu çabayı anlamakta güçlük çekiyordum. Sonra düşündüm, belki de bu, toplumun bana empoze ettiği bir şeydi. Yani, bir nevi başarıyı, gücü ve takdiri, maddiyatla ölçmek. Ama neden? İnsanların gözünde değerli olabilmek, yalnızca dışsal faktörlerle mi ölçülüyordu? İçimdeki bu kırılma, kafamda milyonlarca düşünceyi birleştiriyordu.
O akşam, biraz eski günlere gittim. Üniversite yıllarımda, başarıyı ve değerimi nasıl tanımladığımı hatırladım. O zamanlar, her şey bir yarış gibi görünüyordu. Kimin daha iyi bir okulda okuduğu, hangi işte çalıştığı, hangi sosyal ortamda yer aldığı… Bu, bir nevi “statü” idi. Ama zaman geçtikçe, bazı şeylerin önemini kaybettiğini fark ettim. Başarı, bana göre, bir insanın içsel huzuru ve ne kadar sağlıklı bir yaşam sürdürdüğüyle ilgili bir şeydi. Fakat toplumsal algı, bazen başka şeyleri gerektiriyordu.
—
Statü ve Duygularım
O gece kafede yalnız başıma otururken, etrafımdaki insanları izledim. Bazı insanlar neşeyle sohbet ediyor, bazıları ise daha ciddiyetle işlerini tartışıyordu. Ama içimdeki boşluk devam ediyordu. Sonra fark ettim ki, statü kelimesi aslında yalnızca dışarıya yansıyan bir imajdan ibaret değil. Aynı zamanda insanın kendi içindeki bir kavramdı. Yani bir insan, istediği kadar “üst sınıf” görünsün, içsel dünyasında huzur bulamadığı sürece statüsü ne kadar sağlam olabilir ki? Gerçekten değerli olan, topluma sunulandan ziyade, o kişinin kendi benliğiyle barış içinde olmasıydı.
İçimdeki bu duygu karmaşası devam ederken, o akşamın ilerleyen saatlerinde bir arkadaşım aradı. Uzun zamandır görüşmediğimiz, eski dostlarımdan biriydi. Sohbet ettik, ama o an yine konu “statü”ye geldi. “Şu an hangi projeyle meşgulsün? Hangi markayla iş birliği yapıyorsun?” gibi sorulara geçtik. Yine eski, alışılmış sorular… Ama bu kez, içimdeki insan biraz daha farklı hissediyordu. Statü ve başarı konusunda sürekli aynı şeyleri duymaktan bıkkınlık gelmişti. Arkadaşımın gözlerinde, bu kelimeleri kullandığında bir nevi gurur vardı. Ama bana, içsel bir boşluk gibi görünüyordu.
—
Hayal Kırıklığı ve Yeni Bir Bakış
Bir süre sonra kafedeki sessizliğe teslim oldum. Evet, herkes bir şekilde kendi hayatını inşa etmeye çalışıyordu ama ben artık farklı bir şey hissetmeye başlamıştım. Belki de gerçek statü, başkalarının gözünde nasıl göründüğümüz değil, kendi içimizde nasıl hissettiğimizdi. Dışarıdan bakıldığında “başarısız” ya da “düşüşte” gibi görünen bir insan, aslında kendi iç dünyasında tam tersi bir şekilde, belki de daha güçlüydü. O gece, kafede tek başıma otururken, hayatın sadece dışsal başarılarla ölçülmediğini anlamıştım.
Bazen içsel huzurun, yalnızca yaşadığın anlarla, kalbinin derinliklerinde hissettiğin güvenle alakalı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Toplumun dayattığı başarı ölçütlerinin dışında, kendine değer katmak ve huzur bulmak bambaşka bir yolculuktu. O gece, statünün ne demek olduğu konusunda kafamdaki birçok soruyu bir kenara koyarak, bir adım daha atmış oldum. Belki de statü, bir insanın kendine olan saygısıydı.
—
Sonuçta: Statü Nedir?
Statü kelimesi, kelime anlamıyla toplumdaki bir kişinin konumunu, durumunu tanımlar. Ancak zamanla bu kavram, dışsal faktörlerden çok içsel bir değere dönüştü. O akşam, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken fark ettim ki; statü, sahip olduğumuz şeylerle değil, kim olduğumuzla ilgilidir. Dışsal başarılar elbette önemli olabilir, ama asıl başarı, içsel bir dengeyi bulmaktan geçiyor. Kafede yalnız başıma otururken öğrendiğim şey, belki de hayatın gerçek anlamının dışarıda değil, içimizde saklı olduğuydu.