Bilgisiz Eş Anlamlısı Nedir?
Kayseri’nin soğuk kış akşamlarından birinde, bir soruyla karşı karşıya kaldım. Dışarıda kar yağıyor, pencerenin camlarına vuran rüzgar sesi ise içimde bir hüzün yaratıyordu. O gece, içimde yıllardır biriktirdiğim duygularla hesaplaşırken, birdenbire bir kelimeye takıldım: Bilgisiz. Bunu düşündüm, sonra da bilgisiz kelimesinin eş anlamlısını… Yani, “bilinçsiz”, “cehalet”… Peki ya ben? Ben de mi “bilgisizdim”? Ve bu soruya takılmak, kaybolmuş hissettiğim o anı tam olarak tanımlamama yardımcı oldu.
O akşamdan itibaren, yalnızca kelimelere değil, duygularıma da derinlemesine bakmam gerektiğini fark ettim. Hikâyem de buradan başlıyor.
Hayatımın Dönüm Noktasındaki Bilgisizlik
Geceyi uzunca bir şekilde içimden geçenlerle doldurdum. Kayseri’deki bir kafe, akşam karanlığına bürünmüş şehir manzarası ve yanımda belki de hayatımın en zor kararını vermek üzere olan biri. Bunu yazmak da kolay değildi. Ne hissediyordum? Üzüntü mü, hayal kırıklığı mı? Yoksa bir şeyi daha anlamış olmanın getirdiği o “a-ha” anı mı? Her halükarda, bunların hepsi içimde bir yerlere hapsolmuştu.
Bir yıl önce, üniversiteyi bitirmiştim ve bu, pek de hayal ettiğim gibi bir başlangıç değildi. Düşlediğim gibi bir iş bulamamıştım. Kayseri’nin dar sokaklarında, şehir dışında öğrendiklerimi “gerçek dünyaya” taşımakta zorlanıyordum. Ama herkes gibi, bazen bilmediğiniz şeylerin sizi nereye götüreceğiyle ilgili hiçbir fikriniz yoktur.
O gün, eski bir arkadaşım bana tam olarak şu cümleyi kurdu: “Evet, senin bilmediğin çok şey var.” İlk başta bu, aslında bana biraz garip gelmişti. Ne demek istiyordu? Ben mi bilgisizdim? O zaman bu kadar yıllık eğitim, o kadar okuduğum kitaplar ne işe yaramıştı? Arkadaşım bana bunu söylerken, ben de o an içinde biriken duygularımı dışarıya vurmak istedim. Ama hayır, ben bu kelimenin anlamını sadece bir cümleyle kavrayacak kadar basit bir insan değildim. Bu bir cümleyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir şeydi. Bunu anlamak, sadece o an için bile olsa bana çok önemli bir şey kazandırdı: Bilinç.
“Bilinçsizlik” ve O Anın Derinliği
Evet, bilgisizlik demek bazen bilmediklerimizin cehaletle bağdaştırılması demekti. Ama ben o anda şunu fark ettim: Bazen bilgi, içsel bir boşluğu doldurmaz. O gece, Kayseri’nin soğuk havasında karı izlerken düşündüm; içimdeki boşluklar, sadece “bilgisizlik” değil, “farkındalık eksikliği” ile alakalıydı. Bilmediğimiz şeylerin varlığı, biz farkına varmadığımız sürece, asla gerçek olamaz. O yüzden belki de bu kadar mutsuzdum, çünkü bir şeyleri anlamıyordum ama anlamaya da bir türlü cesaret edemiyordum.
Bunu ilk defa düşündüm ve kabullendim: İnsan bazen “bilgisiz” olmak zorunda kalır. Ve bazen bu, hayatta bir sıçrama yapabilmek için gerekli bir adımdır. Bilgisizlik, farkındalık eksikliğini açığa çıkarır. O gece, arkadaşımın söyledikleri bana bir tokat gibi çarptı ve gözlerimdeki perde yavaşça kalkmaya başladı. Kendimi bir süre sonra bu kelimenin ve anlamının içinde kaybolmuş gibi hissettim.
Bir Şeyleri Anlamak ve Kabul Etmek
Kafede yazı yazmaya başladım. İçimi döküyordum. Birkaç gün önce hissettiğim öfke, kendime duyduğum hayal kırıklığı, bu kadar yıllık eğitim ve çaba içinde bir şeylerin eksik olduğunu düşündüğümde içimdeki o boşluk hissini tanımlamakta zorlanıyordum. Kendime “bilgisiz” demek belki de bir kabullenişti, ama aynı zamanda bu bilmemek, bir şeyleri gerçekten keşfetmeye başlayabileceğim anlamına geliyordu.
“Bilgisizlik” kelimesinin anlamı, zihinsel bir boşluk yaratmakla ilgiliydi. O geceyi, bu kadar zamanın ardından, ilk defa gerçekten kendimi anlamaya başladığım bir anı olarak hatırlayacağım. İçimdekileri yazarken, bir yandan da benden önce bu kadar zaman yaşayıp, bu kadar şeyi bilmiş olanların da bilinçsizliklerini fark ettim. Benim gibi düşünen insanlar vardı. Çünkü, bazen biz, doğru bildiğimiz yanlışlar ve bilinçsizlikler yüzünden ilerleyemez hale geliriz.
O Geceyi Hatırlamak: Hayal Kırıklığı ve Umut
O geceyi, Kayseri’nin o meşhur karanlık sokaklarında yürürken anımsıyorum. Ne kadar da umutsuzdum o an, ama bir yandan da içinde barındırdığı umut duygusunu hissediyordum. Evet, belki de daha bilmediğim çok şey vardı. Ama ben bunu öğrendiğimde, hayatımda yepyeni bir kapı açılacaktı.
Bazen “bilgisiz” olmak, o kadar da kötü değildir. Hatta bazen bilinçsizce yaşadığımız bir dönemi, anlayışa giden bir yolculuk olarak görebiliriz. Her şeyin bir anlamı vardır, sadece onu anlamak, biraz zaman alabilir. Şimdi, bu duygularla, ne kadar hayal kırıklığına uğramış olsam da, umudumu kaybetmiyorum. Bilgisizlikle başlayıp, doğruyu bulmak… belki de hayatın en değerli yolculuğu.
Sonuç: Bilgisizliğin Ardındaki Gerçek
Sonunda, her şeyin anlamı ve kişisel farkındalık, yalnızca zamanı geldiğinde keşfedilebilecek bir hazine gibidir. O gün, bilgisizliğin eş anlamlısı yalnızca bir kelime olarak kalmadı. O, bana hayatıma dair gerçekleri anlamamı sağlayacak bir anahtar oldu. Bazen kelimeler, hayatımıza dokunduğunda, yeni anlamlar kazanır. O günün ardından, hayatımda her şeyi farklı bir bakış açısıyla görmeye başladım. Belki de, en önemlisi, “bilgisiz” olmanın, bilinçli bir farkındalık yaratmak için bir başlangıç noktası olduğuydu.
Ve böylece, Kayseri’nin karla kaplanmış sokaklarında ilerlerken, bir kez daha fark ettim: Bilinç, aslında kaybolmuş bir şey değil, sürekli öğrenmeye ve keşfetmeye açık bir alandır.